Ocak 13, 2011

halit sultan ergenç

İnsanlar 3 ay evvel inşaat şirketi sahibiyken kestiği rolün, attığı bakışların aynısını Kanuni'yi oynarken kesen ve  ilkokul müsameresi tadında oyunculukla yıllardır bu piyasadan ekmek kaldıran halit sultan ergenç'i değilde; senaryosunu eleştiriyorlar ya hayret ediyorum. Sana ne kardeşim, diyelim eleştirin yerinde, Kanuni içki içmezdi belki de haremdeki kadınlar dünya ahiret bacısıydı; ben gerçeklere uygun çekmek zorunda mıyım? İnanmıyorsan, beğenmiyorsan izlemezsin! Bu kadar basit. Kanuni'nin içki içmesinin, kadınlarla alem yapmasının insanları bu kadar rahatsız etmesinde şu anki iktidarın, mahalle baskısının rolü olduğunu yadsıyamayız. İnsanlar biraz da muhafazakar ve iktidar yanlısı olduğunu gösterebilmek amacıyla bu kadar sert girişiyorlar bence. Ki dizi hakkında görüşüm kötü bir prodüksiyon olduğu. Ne o saten mor renk çarşaflar, altın sırmadan gözü alan kaftanlar? Sanki imparatorluk değil, kuyumcu meşrufatçı ailesi..

Ocak 04, 2011

Wagner vs. Darth Vader

Sosyal paylaşım sitelerinin patlamasından sonra herkesin Star Wars sevdalısı olduğunu göstermesinden mütevellit; umum bilir meşhur "Darth Vader Theme" yani  John Williams 'ın Emperor March' ını. Zaten Hollywood filmlerinde 3 tane müzikçi var. Yukarıda adı geçen, Hans Zimmer ve bu aralar tekrar moda olan Enrico Morrone. Şimdi ben klasik müzikten anlarım tribiyle selam ederekten diyorum ki; abicim, Williams amca çalmış bunu Wagner'den. Karşılaştırıp kendi değerlendirmek isteyen arasın bi yerlerde: Wagner - Ride of the Valkyries.

Aralık 28, 2010

Eğitimli Cahillik

Yani anlayabilmiş değilim. İnsan İran Cumhurbaşkanı' nı nasıl bilmez? Bir de etrafta ben üniversite mezunuyum, kültürlüyüm diye dolaşıyorsun.  Eğitim sistemimizdeki sorun da burada. Diploma veriyoruz ama komşu ülkenin devlet başkanını merak ettirecek, tesadüfen öğrenmeye neden olacak kadar sık gazete okuma alışkanlığını bile kazandıramıyoruz. Merak duygusunu nasıl oluyor da bu kadar köreltebiliyoruz aklım almıyor. Kendi mesleğim denizcilik olduğundan, denizin ortasındayken okumaya çok vakit olmasından mıdır nedir, insanın okumayınca hayatı nasıl doldurabileceğini, onca boş zamana nasıl katlanabileceğini; en önemlisi böylesine bilgisiz olmaya ve kendisine sorulan soruların önemli bir bölümüne bilmiyorum diye cevap vermeye nasıl devam edebileceğini merak ediyorum. Böyle eğitimli cahiller bir şekilde üniversiteleri kazanıyorlar, nasılsa bitiriyorlar da; bunlar okumadığından mesleğindeki gelişmelerden bi haber, yeniliklere kapalı bireyler haline gelmezler mi? İshal olan hastaya "su içme" diyen doktor, binada deniz kumu kullanan inşaat mühendisi gibi..

Aralık 16, 2010

internet esnaflığı öldürüyor mu?

Hangi dükkandan 4-5 kere alışveriş yapsan, yüzünü tanıdıklarında "hoşgeldin be abi nassın iyimin, bu da bizden olsun" gibi bir güzellik yapar, hiç olmadı bir çay söylerler değil mi? İnternetten yaptığımız alışverlerin evden çıkmadan ayağımıza gelmesi, belki bir nebze daha ucuz olması, daha fazla karşılaştırma olanağı getirilerinin yanında götürüleri de bu işte. Tamam. Yüzyüze gelmiyoruz, ben sizin için bir kredi kartı numarasından ibaret olabilirim ama; nasıl eski alışverişlerimi kayıt altında tutuyorsanız ne kadar alışveriş yaptığımın farkındasınızdır diye düşünerekten bir soru geliyor aklıma. Avuç dolusu liraları zaten dökmüşüm kasanıza, yüzlerce liralık bu son siparişimin de kargosu sizden olsa, hiç olmadı bir mausepad ne bileyim bir tane dandik not defterini ekleseniz siparişime de aidiyet duygusunu arttırsanız; biraz esnaflık yapsanız?

Kasım 28, 2010

sarhoş olma cesareti

Sarhoşa bak. En sinir  olduğum cümlelerden biri. Sarhoş olmayan, içkiden anladığı bir duble rakı, en fazla 2 bira olan tiplerin mottosu. Sarhoş olmaktan bu kadar korkmanın sebebi nedir çok merak ediyorum. Tabi her içildiğinde zurna gibi olunacak diye bir kural yok ama içki içmeyi sadece sosyal bir zorunluluk -köktendinci olmadığını, eğlenilecek insan olduğunu göstermenin yolu- olarak, kerhen icra edenler neler kaçırdıklarının farkında bile değiller bence. İnancı gereği içmeyenleri ve fazla içince kavga çıkarıp, etrafına zarar verenleri bir kenara ayırarak; kafanın güzel olmasının, sallana sallana dans edip, ağzından çıkan kelimelerin zor anlaşılır olmasına yol açacak kadar dilinin dolaşmasının, o kafayla etrafı izlemenin ve kafadan geçen saçma sapan yorumların güzelliğinin, sarhoş kafayla dalınan uykunun ağırlığını kaçırmanın yanında; insanlar sarhoş olmaktan, sızıp kalmaktan neden bu kadar korkar? Zaten hayatın ağırlığı, geçim derdi, karı(herif) dırdırı, trafik derken stresin tavan yapmış,  sal kendini alkol deryasına, aklın hiç olmazsa bir gecen uzak kalsın medeniyete. Aaaa duydun mu Ali dün gece zurna gibiymiş, Ayşe tuvalette kusmuş, Mehmet masada sızıp kalmış gibi yorumlardan neden bu kadar korkarız anlamlandıramıyorum. Aklıma bazen takılıyor: "Sarhoş olmaktan bu kadar korkan kontrol delisi insanlar hayatı ıskalamıyor mu?" diye. Yada sarhoş olmaya bile cesareti olmayan insanlar hayatta ne kadar başarılı olabilir ki? Başarının yolu biraz da cesaretten geçmiyor mu? Her adımı hesaplayarak atan, bir çekyat almak için 160 tane mobilyacı gezen, ikinci biradan sonra ben daha fazla içmiyorum diyen biri ne kadar başarılı olabilir hayatta? Tut ki başarılı oldu, gönlümce içemedikten sonra neyleyim milyonları..

Kasım 18, 2010

Fikir Ekmek

Arkadaşla Inception üzerine konuşurken "biraz saçma değil mi? rüyalarda gezmek falan" yorumu üzerine düşünmeye başladım. Nedir bizim toplumdaki bilim-kurgu olsun, fantastik olsun kurmacaya karşı olan mesafe?  İzlediğin filmin, okuduğun kitabın bile ille de gerçekleşebilir olması şart mı? Zaten hayatın getirdiği onca yük, geçim sıkıntısı, ölümler vesaire yeteri kadar gerçek değil mi? Bizde olan bu fantezi kısırlığı, gerçek olmayana olan mesafenin açtığı sorunlar neler diye düşünmeden edemiyorum. Elin oğlunun teknolojide bu kadar ileri olmasında hayal gücünün büyük etkisi vardır sonuçta. Aya çıkan mekiği geliştiren adamın üzerinde Jules Verne'nin Aya Seyahat'i etkili olmuştur muhakkak. I-phone' u geliştirenin, interneti bulanın bilim-kurgudan hoşlanmayan biri olduğuna inanamam. Hayal kurmayanın büyük düşünebileceğine, farklılık yaratacağına inanmak pek mantıklı değil kanımca. Hem hangisi daha kolay? Sokakta yanımızdan geçen herhangi birinin başından geçebilecek Issız Adam'ın mı, rüyaların içinde görülen rüyalarda insanların beynine fikir ekmeyi anlatan Inception'ın mı senaryosu? Bilim-kurguya, fanteziye saygılı olmanın, burun kıvırmamanın zamanı çoktan geldi  de geçiyor. Artık bizde de birileri fikir ekse, ne bileyim azınlık raporu oluştursa, Arzın Merkezine Seyahat etse belki bizim toplumumuzdan da teknolojik alanda yenilikler yapan, Facebook'u yaratan birileri yetişir diye konuyu bağlıyorum.

Ekim 16, 2010

Her limanda...

Ananecim bari sen yapma! "Seninki de ne güzel meslek, sürekli geziyorsun. Dünyayı gördün." En son ne zaman yüzümü gördün? Onu söylesene. Herkese de diğerinin işi kolay, keşke ben o işi yapsaydım, parası da iyi vs vs. Gına geldi artık. Ulan senelerce okuduk, götümüze kaçan deniz suyunun haddi hesabı yok hala "her limanda sevgili, denizcilik ne güzel meslek". Gittiğimiz limanda işimiz gücümüz yok sikişmekten belimize ağrılar giriyor sanırsın, 3 aydır kadın eli tutmadım ben n'aber? En son sinemaya gittiğin tarihi hatırlayamamak ne demek bilir misin? Yeni ilişkiye başladığın birine ben 6 ay yokum diyebilmek nasıldır düşün bakalım. Varsa yoksa "ama siz iyi kazanıyorsunuz." Kazanıyoruz da yiyebiliyoruz sanki; ne yapayım ben Pasifik'in ortasında dolarları? Kaç tane dvd, kaç tane playstation, laptop sığar ki kamarama? İnsanın hayattan tek beklentisinin güzel yemek olduğu bu mavi müebbet çok kolaysa gel sen yap, sevgilini de haftasonu ben sikerim artık...

Eylül 26, 2010

Pause

Araya tatil girdi, blog işi yine yalan oldu galiba.

Eylül 12, 2010

Eylül 08, 2010

Opurtünizm


Türk futbolu yine bu içten pazarlıklı, opurtünist adamın ellerinde. Herkes gelip gidiyor ama bu adam hancı. Gelip lig maçlarını izlemeye tenezzül etmeyen Hiddink ipleri bırakmış, o da at koşturuyor. Şu forvetsiz onbirin, Volkan Şen'in olmadığı kadronun başka açıklaması var mı sizce? Sene başından beri bir dakika oynamayan Zan kadroda ama  Egemen, Ceyhun Gülselam yok. Tel tel dökülen Aurelio oynarken Dortmund'da iyi işler çıkaran Nuri Şahin'in neden 18'de olmadığını biri bana anlatsın lütfen. Şimdi güç bela, bala-göte kazandık ya herşey güllük gülistanlık. Ya Belçika deplasmanını kaybeder de bir de Almanya'ya iki maçta da yenilirsek? O zaman göreceğim bu skor yazarlarını.